Yem Çocuklar

20 yaşında dünyaya bir çocuk getirdiğim gün, temsili ve gerçek mânâsıyla ona hiçbir zaman oyuncak silah almayacağımdan emindim. Ve almadım; tâ ki iki gün evvel patlayışı merakını celbedip kendisi bakkaldan alıncaya dek.

Onu da ertesi gün çöpe attık.

***

Aklının yavaş yavaş başına geldiğine kanaat ettiğimden beri, Yiğit’i çevremdeki bir çok erkekten farklı yetiştirmeye çabaladım. ”Heyt, höst, nabıyon gardaş!” gibi değil de; kibar, zarif, kalbini duyabilen, empati kurabilen bir erkek gibi…

”Bundan ister misin?” dendiğinde ”Evet, lütfen.” diyen bir erkek gibi meselâ…

Veya ”Hayır, teşekkür ederim.”

Yani bizim toplumumuzda yalnızca kadına yakıştırılan şeylerden bahsediyorum. Erkek yapınca anlamsız bir şekilde ”kadınsı” bulunan şeylerden…

***

Çocukken ”lanlı lunlu” olduğunda daha bir erkek olduğunu düşünenlerden acaip korktuğumu hatırlıyorum. Tiksindiğimi hissettiğim zaman ise, büyümeye başladığım senelere tekâbül ediyor. Ve sonsuz bir nefretle karşısında durdum, duruyorum.

Babam dar görüşlü ve zorba bir adam değildi. Bilakis, bundan 25 sene önce anneme, ehliyet alırsa ona araba alacağını söyleyen biriydi. Nefretimin sebebi babam değil şükür ki.

Ama o da çoğumuzun babası gibi, yanlış kültürle büyümüş biri. Belli bir çizgisi olsa da, tozu bulaşsa rahatsız ediyor.

Neyse,

Yanlışa, yanlış olduğu için yanlış diyorum yani.

***

Artık büyümeye başladığında, Yiğit de hemen her erkek gibi -şaka da olsa- ”Karı gibi ağlama lan!” cümlesine maruz kalmış…

…ve ardından ”Karı değil, kadın. Ağlamak kötü değil ve ağlamak için kadın olmaya gerek yok. Kalbi olan her canlı ağlayabilir.” nasihatlerini dinlemiş bir çocuk.

Babasına ”babişkom” dediğinde bir gün aile büyüklerinin birinden duyduğu ”Babişkom ne lan, kız gibi konuşma!” cümlesiyle hayrete düşmüş bir çocuk.

Bazı şeyler çok acı ki, kemikten bile sert.

Lütfen diyen kadın zarif, lütfen diyen erkek ”……..”

Lan diyen erkek delikanlı; lan diyen kadın ”……..”

Fill in the blanks, gönlünüze göre artık.

***

Sadece yanlış anlaşılmış erkeklik mevzusuna doğru yerden bakabilmekle sınırlı değil, bütünüyle insan olmanın en kabul edilebilir haliyle büyüsün istedim.

Kimseye kötü söz söylemesin, kimseye vurmasın, kimsenin fiziksel özellikleriyle dalga geçmesin.

İki Zeynebi birbirinden ayırmak için ”şişko Zeynep” değil ”sarışın Zeynep” desin. Yeni aldığı bir şeyi arkadaşlarına göstermesin, yediği yemekten söz etmesin, misafire ”hoşgeldin” desin, spor ayakkabılarını istiyorsa ”adidas” değil, ”mavi ayakkabılarım” desin, elindekini paylaşsın, ona yetmeyeceğini bilse de paylaşsın vs.

”Olması gereken dünya” gerçeğiyle büyüsün istedim.

Bu dünyanın hayal olduğunu bir gün öğrenene dek, ilmek ilmek ördük kendimizi. Büyüttük.

Ona nasihat ederken ben de büyüdüm.

Çünkü bu gibi şeyler ”öğrenilen” değil, ”edinilen” şeyler. Edinmek, öyle yaşayan ebeveynden ruh kopyalamak manasına geliyor…muş. Dolayısıyla bazı konularda, evvelinde kendimi yetiştirmem gerekiyordu. Ve gerekiyor. İnsan ölene kadar büyüyebilir. Çocuğuyla birlikte büyümeyi yalnızca küçük yaşta anne olmakla bağdaştıran zihniyet, bence zararlı.

***

Biz 6 sene boyunca işte bu çerçevede yaşadık. Gelgelelim Yiğit geçtiğimiz sene birinci sınıfa başladı. Topluma karıştı. Yüzlerce başka başka insan tanıdı.

Tanıdık.

Sakin, sinsi, hırçın, saldırgan, kavgacı… Yüzlerce farklı mizaç ve yetiştirilme tarzı.

Bir gün eve, sınıf arkadaşı akşam ne yediğini on beş kere anlattığı için canının köfte istediğini söyleyerek geliyor. Bir gün birileri gözlüğüyle alay ettiği için üzüldüğünü söyleyerek geliyor. Bir gün arkadaşı ”iğrenç” dediği için bir daha bu montu giymeyeceğini söylüyor. Bir arkadaşı gizlice ve defalarca çantasını açıp eşyalarını alıyor…

Onu her koşulda sakinleştirmeye çalışıyorum ve ”Neden ben haklıyken başka çocukları koruyorsun?!” diyor.

Bana öfkeleniyor.

Nasıl üzülüyorum.

Sonra işte bir gün de, bir kız arkadaşının ona sürekli vurduğunu ve ne yapsa engel olamadığını söyledi. Birinci gün, izin verme ve böyle bir şeye hakkı olmadığını söyle dedim. Çünkü hayal dünyası böyledir ve okul sıraları organik pamuktan üretilir.

İkinci gün aynı şeyi söyleyip ”Ben de ona vuracağım.” dediğinde ”Kızlara vurmak mı? Sen en iyisi öğretmene şikayet et.” dedim.

Üçüncü beşinci gün baktım ki çocuğum ciddi ciddi dayak yiyor ve ‘birine vurmak çok kötü bir şey’, hem-men üstün zekam devreye girdi ve ömrümün en talihsiz tavsiyesinde bulundum:

”Sana vurmaya kalkınca sen ona vurma da, şööyle itekle madem.”

Bunu, kimseye zarar vermeden ”şiddeti geri püskürtmek” mantığıyla söylemiştim ve o an süper fikir gibi gelmişti aslında; ama yani kendime inanamıyorum. Yahu sen de ona vur desem en azından sonucu belli; ama iteklemenin ardı sonsuzluk. Nereye gideceği belli değil.

Neyse, o gün eve döndü ve şükür ki kimseye bir şey olmadan iteklemenin de aslında çok fena bir şey olduğunu anlattım. (Bakın işte böyle böyle deliriyoruz.)

Ve aylar geçti.

Bir gün Yiğit banyo yaparken, vücudunun bir bölümünü ısrarla sakınıyor ve acıdığını söylüyor. Tam olarak neresi olduğunu anlamadım, alt karın bölgesi diye tahmin ediyorum. Hızlı hareketleri sebebiyle devamlı bir yerlere çarptığı için sormak aklıma gelmedi önce. Banyodan çıkınca neresinin neden acıdığını sordum.

İyi ki…

Bir hafta önce ikinci sınıflardan bir çocuğun onu duvara yaslayıp bacaklarının arasına defalarca tekme attığını ve kanadığını duyduğumda ise kan beynime sıçradı.

Her yerini ağlayarak ve titreyerek kontrol ettim.

Herhangi bir tehdite maruz kalıp kalmadığını öğrenmek için, bana neden söylemediğini sordum. Ne cevap verdiğini bile hatırlamıyorum. Ama çocuk hem dövüp hem git annene söyle demeyeceğine göre…

Sonra fırlayıp okula koştum, öğretmenle konuştum. Günlerce bahçede nöbet tuttum, bütün okul sıralarını gezdim. Ve neden bilmem, o çocuğa hiçbir şekilde denk gelmedim. O hafta okula gelmemiş sanırım.

Ve Yiğit ısrarla artık hiç acımadığını söyleyince, doktora götürmedim.

Çocuğun sınıf öğretmeni epey dert yanmasaydı da, bunu yapabilen birinin normal olmadığını biliyordum zaten.

Evet.

Ama ben çocuğumu sorunlu ailelelerin çocuklarına yem olsun diye efendi efendi yetiştirmedim.

Dayak yesin diye kimseye vurmamasını tembihlemedim.

Eşyasını gizli gizli alsınlar diye paylaşmayı öğretmedim.

Birileri ezsin diye senelerce ince ince insanlık işlemedim.

***

Çocuklar birer ayna olduğu için hepsinin özüne merhamet etsem de, böyle bir çocuğu bilhassa şu durumda ben ıslah edemezdim. Yaşanan basit bir çocuk kavgası değil, son derece travmatikti. Söz konusu çocuğun anlayacağı dilin ”tehdit” olduğuna, üzülsem de, bunun duygusal bir şiddet olduğunu adım gibi bilsem de gözümü kırpmadan karar verdim. Yapabileceğim başka bir şey yoktu. Yiğit’e ”Bir daha sakın bana yaklaşma, babam okulda seni arıyor.” demesini söyledim.

Demiş.

Ve çocuk ne cevap vermiş biliyor musunuz?

”Tamam ABİ, özür dilerim ABİ.”

Abi demiş…

Abi…

Çünkü bu tehdit karşısında öyle korktu ki, ve büyük bir erkek olmak o kadar güçlü ve harika bir şey ki, geçen hafta kanatana kadar dövdüğü çocuğun altında kendini eziyor. Affetsin diye.

Ezerek güçlü olmayı öğrenmiş, ezilerek affettiriyor.

Kim bilir kimden nasıl bir dayak yiyip ardından Yiğit’i dövmüş? Kim bilir hangi şiddeti özünde reddettiği için hırsını Yiğit’ten almış?

Bu çocuğun annesi babası kim?

Toplumsal bilinç diye bir şey olmadıktan sonra, benim kişisel bilincim neye yaradı?

Koccaman bir hiç!

Büyük resim çok acı verici, tâ ciğerim yandı; ama çocuğum böyle bir zarar görmüşken çok üstünde duramadım. İçimi bir sızı daha kapladı, o kadar.

Böyle olmasını istemezdim.

Her çocuk, bir diğeri kadar değerli. Kendi sancım hafifleyince başka bir çocuğa ve o çocuğun kısa süre sonra yetişip topluma başka yollarla karışacağına yandım.

Olan biten bu kadar.

33 thoughts on “Yem Çocuklar

  1. Yazıyı okuyunca çok çaresiz hissettim. Henüz bir evlat sahibi değilim. Ama kendimden küçük erkek kardeşimde bunları gözlemledim. Halen vicdan azabı yaşıyorum. Anneler daha çok hissediyordur. Keşke şu konuda şöyle yapsaydım , bu konuda onu daha iyi yönlendirebilirdim. Pofidik elleri 8-9 yaşlarında çatalı kibarca tuttuğu için babam tarafından sofrada ağlatılan, önüne gelen her kızla çıkmadığı için yadırganan, ilk sevgilisi tarafından “bana hiç yasak koymuyorsun. Eski sevgilim arkadaşımın doğum gününe tek gittim diye mekan basıp kolumdan tuttuğu gibi çıkarırdı beni oradan” vs açıklaması ile terkedilen, misafirin çocuk ya da bebeği ile en çok kendisi ilgilenen, sürekli etraflarını yastıklarla sarıp sesini bile yumuşatıp konuşmaya çalışan bir genç. Ben de çok büyük olmadığım için 9-10 yaşından sonra konuya müdahil olduğumu hatırlıyorum. Babam varken bilerek sofrada isa dan yemekleri koymasını rica edip sofrayı kaldırmaya yardım etmesini isterdim. Başta bir çok kez pürüz çıksa da sonunda evdeki insanların tabularını yıkmaya başlamıştık. Ama okul , tamamen sınırsız sayıda zorbadan kendini ve fikirlerini koruma konusunda hiç yardımcı olmadı. Gözlemlediğim kadarıyla o da kendine bir yöntem geliştirdi. Hepimizin yaptığı “Nabza göre şerbet” zorbalar karşısında dik durdu. Duramayan arkadaşlarına yardım etti. Herkesin içinde bebek sevmekten çekinmedi, tuhaf zorbalıklara alışmış kız arkadaşları ile yollarını ayırdı. Şimdi Üniversitede. Uzun süredir birlikte olduğu kız arkadaşı ile bir yol çizmeye çalışıyor. Çok uzattım. Ama Yiğit bana kardeşim i anımsatıyor. Geçtiği tüm evreleri… Ben inanıyorum. İçlerinde merhamet ve vicdan olduğu sürece bu düzene ait olmasalar da bu düzenle yaşamayı öğreniyorlar. Bizim gibi.

    1. Aynı şekilde çocuk sahibi olmayı düşündüğüm bu dönemde, benim de canımı acitti.

  2. Oyyy içim ezildi sızladı. Kendimi gördüm resmen. Elinden kendi oyuncağının çekilmesi ve oğlumun boynu bükük kalması beni benden alırken sizin yaşadığınızı düşünemiyorum. ne yapacağız bilemiyorum bu kötü dünyanın kötü yetişkinlerinin kötü çocukları karşısında. Allah çocuklarımızı korusun kendilerini koruma gücü versin onlara?

  3. Bu konuda kafam karışık benim de. Bunca şiddet ve kötülük dolu bir dünyada çocuklarımızı nazik, ince ve hassas yetiştirmek… Şiddet, bu hayatın kaçınılmaz bir gerçeğiyse ve bundan onları sakınmamız mümkün değilse… Ne yapmak gerek? Nasıl kurulacak denge?

  4. Merhaba,
    Resmen çok büyük bir korkumu çok isabetli cümlelerle dile getirmişsiniz.Oglum 4.5 yasında ama beni şimdiden okulda onu çevreleyecek olan kesim tedirgin ediyor.Dediğiniz gibi ince ince işlediğim çocugumu okulda nasıl bir ortam bekliyor ?Nasıl psikolojide yetişmiş çocuklar saracak etrafını?Küfürlü konusmalar mesela..’Salak’ kelimesini bile duydugunda ‘ayıp bişey dedin,agzına vur’ diye söyleyeni uyaran bi çocugum var..Ama bazı insanlar çocugu küfredince bundan zevk alıp karsısında kahkahalarla gülüyor.Sonra böyle yetiştirilen çocuklarla harmanlanmış okullarda evlatlarımız gerçekten mükemmel(!) şeyler öğreniyor??Sözün özü , bu konularda ne yapılır bilmiyorum.Artık sizin gibi deneme yanılma yöntemiyle rayına oturtacagız biz de zamanı gelince..

    1. Bu yazidan ssonraada sizin yorumunuzuda ggözlerim dolarak okudum.. ne acımasiz bir dünya Allahım korusun tüm cocuklarimizi ?

  5. Alisana kadar ilk okul donemi cok zor kucuk cocuklar fazlaca acimasiz tertemizliklerindenmi bu kadar acik sozluler veya ailelerinin yapilarindanmi bilemedim.Enes e 1. Sinifta bi arkadasi vurmustu gelip bana soyledi ogretmenine soyle hemen dedim bir iki derken ogretmeni sikayet yook demis? aksam geldi babasina soyledi oda sana vurana sende vur dedi☺ guldum oyle soyleme dedim ama dusununce evet hak verdim sana vurana sende vur ama ilk vuran sen olma ! Ve bunu kulagina kupe etsin istedim? hayati boyunca

  6. Olayin ustunden ne kadar gecti bilmiyorum ama keske doktora goturseydiniz yada danissaydiniz. Kendi oglumun basina gelmis kadar uzuldum ve etkilendim. Gecmis olsun Yigit’e ve size..
    Yazdiklarinizda o kadar haklisiniz ki. her cumlesine ayri ayri katiliyorum. Daha gecen gun 15 aylik oglumla yasit oglu olan arkadasim, (ki kendisi univesite mezunu cok kitap okuyup kulturlu oldugunu sanan biri) kendi oglunun buyuyunce bizimkini ezecegini, buyuk gururlu bir tavirla soyledi. Yani yarin boyle bisey olursa gayet memnun olacak bu durumdan. Ezilen olmayip ezen olmayi bir gurur sebebi saniyor bu “Kulturlu” insan. Ne yazik ki boyle annelerle muhattap olmak zorunda kaliyoruz bazen. Iyi insan yetistirmek kimin umrunda, en guclusu benim oglum olsun egosu var cogunda..
    Eskiden ve hala bazi buyukler soyler ya, ‘Allah iyilerle karsilastirsin’ diye, Allah hakikaten iyi anne-babalarin elinde buyumus cocuklarla karsilastirsin cocuklarimizi. Sevgilerle..

    1. Zamanla böyle arkadaşlarıma gereken cevabı söylemekten çekinmemeyi öğrendim. Böyle düşünen o ‘kültürlü’ kişi arkadaşınız olmasa da olur..

      1. Duydugun sozlerin sokuyla insan once bir afalliyor. Beklenmedik yerden gelmese kirilmasini hic dusunmem, hakettigi cevabi veririm genelde. Bir sonraki agzinin payini verme operasyonundan beridir de gorusmuyoruz zaten 🙂

  7. Ceylan Hanım bu yazınızı çok beğendim. Ben anaokulundayken bir asker kızı vardı, benden küçüktü ve sapsarı saçları vardı, çıkış saati geldiğinde sen gidemezsin diye beni duvara sıkıştırırdı. Annem çok bilgili ve duyarlı olmasına rağmen hiç de yana yana okula koşmadı :)) 30 yaşındayım unutmadım, annem rahmetli oldu.. Şu anda benim de 1,5 yaşında ikiz bebeklerim var ve ben de aynen duyarlı yetişsinler diye uğraşıyorum. Oğlum güçlü fakat kızım çok hassas.. Çok güncel bir meseleye parmak basmışsınız, bakalım ilerde ben nasıl çözümler bulacağım.. Oğlunuza ve size sevgiler..

  8. Elinize sağlık çok güzel yazmışsınız.Birinci sınıfa yeni başlamış bir erkek çocuğu annesi olarak en ne yapacağımı bilemediğim bir konu.Tam da dediğiniz gibi toplumsal bilinç olmadıktan sonra benim kişisel bilincim neye yaradı.

  9. Çok üzüldüm yaa cokk. İnan ki ağladım. Zaten saçma sapan bir kültürün içine düştüm.(Riyadh ta yaşıyorum )Sürekli korkuyorum çocuklarım için. Ahh ceylan aglattin beni yaa 🙁

  10. sizi çok iyi anlıuorum geçen sene benim oğlumda okulda emek emek büyüttüğü bitkisini eve getirirken serviste bir çocuğun onu bile bile parçaladığından bahsetmiş ve hüngür hüngür ağlamıştı . bana “neden öldürdü ki bitkimi anne ben ona hiçbirşey yapmadım ki ! neden öldürdü onu ?” demişti . ben oğluma bitkilerinde canlı olduğunu onlarında zarar görmemesi gerektiğini uzun uzun anlatsamda başka çocuklar böyle yetiştirilmiyordu. Biz oğlumun başka çocuklardan zarar görmemesi için sert bir dille uyarmasını vurmaya kalkıştığında kolunu tutmasını ve o kişiye kızmasını söylüyoruz ! neyseki bu yaz kendini korumayı öğrendi :))

  11. Ah nasil üzüldüm ahkii nasil ayni şeyleri yasamisiz allah herkese merhamet versin anne babalara en çok. Ki onlarda merhametli insan yetistirebilsin

  12. Bende evladımı buygun şekilde büyütüyorum hata mı eeiyorum diye bazen kendime sorar oluyorum? bie kaç defa kuzeni onu sıkıştırıp durup gizlice vurduğunu fark edince ve kapiya çarptı yalanına inana annesine sinirlenip önce uyar sonra sende vur demiştim ? ve öyle yaptı malesef ? ve oğluma üzülerek yanlış olduğunu anlattım tekrar ? ama bir daha kuzeni ona asla vurmadı. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim? kuzeni hala kaba bir çocuk benim oğlum ise hala kalp kırmamak için üzülüyor bazen ağlıyor! Ben enazindan hiç kalp kırmıyor ve kırılan kalp görünce anlıyor diye mutlu bir anneyim

  13. Bu konu sadece devlet okuluna gitmekle alakalı da değil. Çevremde bir çok kişi çocuğunu özel okula göndermekten, devlet okullarının bir işe yaramamasından , ortamlarının berbat olduğundan bahsediyor. Özel okula giden çocuklar çok mu uslu? Hayır, 1.sınıfa giden minik yeğenimin eve gözü morarmış dönmesine ne demeli? Her defasında kalemliğinden birşeylerin alınması, ve kim bilir daha bilmediğimiz bir çok şey. Burada okula başlayan çocukların sallanıp sallanıp da gazı çıkmış maden suyu gibi nereye koşturacaklarını bilemeyecek ve şuursuzca hakeretlerini önlemekte öğretmenlerine de çok iş düşüyor. Öğretmenler teneffüslerde bütün öğrencileri gözetlemeli ve gerekli müdahaleyi yaparlarsa böyle sorunlar da olmaz. Demek ki tekme tokat yaşandığı sırada öğretmen nöbet işini yapmıyordu ? Çocuklara toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini öğretmenleri de her defasında anlatmalı, ve gerekli öğrencilere psikolojik destek verilmelidir düzenli olarak.
    Benden 6 yaş küçük kız kardeşim henüz minicik bir ilkokul öğrencisiyken en yakın arkadaşı ona aşık olduğunu söylemiş. Ben de ona kötü davranma , arkadaş olarak davran hep demem üzere , üzerinden seneler geçmesine rağmen şuan hala arkadaşlar.
    Okulda yaşıt çocukların birarada bulununca nasıl davranacağını bilememeleri çok büyük bir sorun. Bunun daha ergenlik dönemleri de var ..

  14. Bende evladımı buna uygun şekilde büyütüyorum hata mı ediyorum diye bazen kendime sorar oluyorum? bir kaç defa kuzeni onu sıkıştırıp durup gizlice vurduğunu fark edince ve kapıya çarptı yalanına inana annesine sinirlenip önce uyar sonra sende vur demiştim ? ve öyle yaptı malesef ? ve oğluma üzülerek yanlış olduğunu anlattım tekrar ? ama bir daha kuzeni ona asla vurmadı. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim? kuzeni hala kaba bir çocuk benim oğlum ise hala kalp kırmamak için üzülüyor bazen ağlıyor! Ben enazindan hiç kalp kırmıyor ve kırılan kalp görünce anlıyor diye mutlu bir anneyim

  15. Bir gün mahallemizden birinde yemekteydik. Yemek yedik bulaşıkları topluyoruz evin kızı oğlunun eltisinin oğlundan zamanında çok dayak yediğini şimdilerde kendini savunmayı öğrendiğini ve dovsun ama dayak yemesin dedigindeki şoku hala üstümden atamiyorum. Bundan 5 sene önce yaşanmıştı olay.

  16. Merhaba Ceylan. Bu yazının çok beğendim önemli bir konuya dikkat çektin. Akan terörü diyorlar ya bu duruma. Parkta çocuğunuzu oynatirken bile karşılaşıyoruz bu durumla. Ben senden büyüğümsen yapamazsın Küçüksun sorunsalı ?. Bir yandan da vuranada açılıp bi tane patlatmak lazım bence. Dayak yerse yesin en azından içindeki gücü keşfeder.

  17. Merhaba Ceylan. Keyifle okuyorum, kaleminin imbiğinden süzülen ifadeler nasılda gelip kalbimizi buluyor içimize işliyor. Bende o anlattığın “kesin sen de birşey yapmışsındır yoksa arkadaşın öyle davranmazdı” ailesinin çocuğuyum. Naifliğimden çok çektim, çok aldandım, ancak çok ta güzel kapılar açtı bana. Hakka girmedim, mazlum olmayı tercih edip zulüm yapan olmadım. Kaybettiklerimde olsa Allahım daha güzellerini kazandırdı.

    Bir de eklemeliyim, tatlış yiğiti yine de doktora götürmelisin, kanadığına göre bir sıkıntı olabilir. Çok üzüldüm, benim için öp ve sıkı sıkı sarıl.

    Allaha emanet:)
    Melek

  18. Tıpkı senin evlatların gibi bi kızım bi oğlum var ceylan.. fotoğraflarda benimkileri görüyorum sanki.. Allah bağışlasın hepsini.. ağlayarak okudum bu ve bi önceki yazını.. içime bi ağrı çöktü.. onları büyütürken elimizden geleni yapıp dua etmekten başka birşey yapamıyoruz malesef.. emanetciyiz sonuçta.. Rabbim duyarlı evlatların ve ebeveynlerin sayısını arttırsın inş. Ayrıca içine su serper mi bilmem fakat göz ile ilgili yazı için de şunu diyebilirim. Biz de senin gibi öylesine okuldan kaptığı göz enfeksiyonu nedeni ile goturdugumuz doktordan sol gözde göz tembelliği ve % 5 görme durumunu öğrendiğimizde şok olmuştuk. İlk şok geçince dedik ki evladimizin doğuştan iki gözü de kör olabilirdi. Şükür ki bu kadar da olsa görüyor diye bardağın dolu tarafını görmeye çalıştık.
    Allah her daim iyilikler ve iyilerle karşılaştırsın hepimizi…

  19. Ben tam da bu konular yüzünden ruh sağlığını kaybetmiş, içine kapanmış, gün içinde camdan dışarı bakmaktan dahi nefret eder hale gelmiş asosyalin tekiyim.

    Çocukluğum ezilenlerin yanında olup ezenlere kafa tutmakla geçti. Ailelerinin beyefendi gibi yetiştirdiği erkek çocukları, serseri tabir ettiğimiz cinsler bi kenarda köşede kıstırıp her türlü fiziksel ruhsal şiddetle tehdit ederken, hanımefendi gibi yetiştirilen kız çocukları, ne idüğü belirsiz hale geleceği küçüklükten belli kızlar dövüp, elinden parasını-kitabını-kalemini alırken ben kayıtsız kalamazdım. İlkokul, ortaokul hatta lisede tek yaptığım şey, ezilenleri gözüme kestirip dost olmak, onları korkusundan sıyırmak ve ezenlerden korumak oldu. İlk seneler annemle babam ”bize şikayet getirme” mantalitesiyle asla karıştırmazdı. Öğretmenler hep aynı kafa ”ağrısız başımı derde sokma Merve!” deyip susturdu istisnasız… Aileler de dışarıdan müdahale edemiyordu çünkü belki de çoğundan haberleri dahi yoktu. Ben de daha 6-7 yaşından başladım Tatar Ramazancılık oynamaya… Biri birini ezmeye çalıştığında devreye girdim, korkutanı korkuttum, döveni dövdüm, sataşana sataştım. Kız veya erkek her kim olursa zarar veren herkese bela oldum resmen… Hatta ortaokuldan sonra artık dersleri boşladım mevzu var Robin Hood gibi ben birilerini kurtarmaya koşuyorum. Lisede artık kendimi Gaz-Man olmuş görünce bu parodiden sıyrıldım. Sürekli dizleri mor, omuzlar mafyavari, bakışlar Polat Alemdar… Dedim artık emekli olmanın zamanı!… Üniversite yılları boyumu aşınca artık kabuğuma çekilmemin zamanı gelmişti.

    Okulu ünide 2. sınıfta bıraktım. Evlendim. 20 yaşındayken oğlum oldu. Şuan 5 yaşında ve ben de o arkadaş edindiğim koruyup kolladığım zavallıcıklardan birini kendi ellerimle yetiştirdim. Ahlaklı olup örnek alınmak mı yoksa sürüye uyup yoldan çıkmak mı doğru, bilemem. Bana erkek Fatma dediler oğluma da Kız Mustafa mı derler, bilemem. Ben kendimi korumayı geçtim, başkalarını da kurtardım ama oğlum dayak yese kim korur, bilemem. O korku beni kaplamışken, camdan dışarı bakmayacak kadar insanlardan nefret etmişken, hatta ünlü laftır ”böyle bir dünyaya çocuk!!! getirmişken” anasınıfına vermekten bile ödüm kopmuşken, kaçışı yok seneye okula başlayacak ve sanki 2017 Eylül’ünü bana karanlık bir mağaraya gir demişler gibi ürkerek bekliyorum.

    Acaba hata mı yaptık? Bişey istediğinde ‘bunu alabilir miyim?’ yerine ‘ver şunu!’ mu deseydi? Yada bişey verildiğinde yumulup direkt yese miydi ‘teşekkür ederim’ bile demeden? Bana ‘aşkım, anneciğim’ dediği için dedesi tarafından dövülmeye çalışılması benim suçum mu? ‘Kadın’ deseydi yada sadece ‘hiştt’ veya hiçbirşey…

    Yeni nesilde kızlar erkek gibi, erkekler kız gibi diyenleri boğasım var ama bu lafı hak edecek (!) bir erkek evlat da ben yetiştirdim, özür dilerim!…

    Saldırgan, sevgisiz, açgözlü, kıymet bilmeyen, algısı kapalı, kadınları meta olarak gören bi öküz de biz yetiştirmeliymişiz. Belki öyle olsalar en azından daha 3-4 yaşında diğer erkeklerden dayak yemez, oyuncaklarının çalınmasına müsaade etmez, hatta büyük küçük demez kendisi kafa göz dalarlardı. Sanırım bu dünya için böylesi daha uygun?!…

  20. Aileleri de eğitmek zorundayız ama bu çok zor. Yine de bir şekilde başarmak mecburiyetindeyiz. Umarım bir gün, hayalimizdeki “olması gereken dünya”ya ulaşabiliriz…

    Sevgiler

    Zübeyde

  21. Merhaba Ceylan seni ilk instagramda tanıdım her annenin acıları sevinçleri korkuları birbirine benziyor benimde küçük bir kızım var 30 aylık ve çalıştığım için kreşe bıraktım ikimiz için de sancılı olan bu süreci tam atlattık derken çocuklardan birinden şiddet gördüğünü önce tarif ederek anlattı (henüz konuşamadığı için) sonra da uyku da sayıklamalarından babasından yardım istemesinden anladık ve öğretmeni ile görüşmemizde ne yazık ki gerçeği öğrendik. O kadar uğraşıp sevdirdiğimiz kreşten nefret etti çocuğum kendisi vurmayı bilmediğinden korkarak bir duvar ördü kendine.Bu sabah arkamda ağlayan gözlerle bırakıp geldim onu sonrasında bu yazıyı okudum şimdi aklım ne işte ne güçte tekrar sever mi kreşi ya da nasıl sevdirebilirim onun yollarını arıyorum…

  22. Bede ayni ozenle yetistirdigim kizimla gecen yil dort yasinda komsumuz olan ardasinin doogum gunude gitik ondan 6 ay buyuk olan diger komsumuz ev sahibinin olan oyunagi sadece onun elinden almis olmak icii oynamak icin degil aldi o da kızın annesine gitti annenin payasin demesini bekliyr bayan utanmadn onu o evden getirdi sende getirseydin o onun gibi bisey soyledi kizimin hayal kirikligi ile aglamasindan ev sahibi utandi

  23. Sevgili ceylan çok güzel yazmissin her zaman ki gibi…. benim de 8 yaşında bir oğlum var. Çevremdeki insanlar kız gibi erkek çocuğu yetiştirdiğimi söylüyorlar. Ama önemsemiyorum. Bana bir tohum verildi ve onu yeşertmek benim elimde. vicdan ve adalet sahibi bir çocuk yetiştirebilmek için çok çabalıyorum. Ve evet dünyayı bu çocuklar kurtaracak tüm kalbimle inanıyorum. Sevgiyle kal. motorlukuşun yüreğinden öperim….

  24. dayak yediği kısımda kanım dondu.çok dengeli bir tutum sergilemişsin ..sanırım ben bukadar anlayışlı olamam.olmak isterim ama bilemiyorum.çok güçlüsün.”Ama ben çocuğumu sorunlu ailelelerin çocuklarına yem olsun diye efendi efendi yetiştirmedim”.çoook haklısın.bu noktada hepimiz aynı sorunu yaşıyoruz..aslında yazının her cümlesinde haklısın.içinden en haklı olduğun cümleyi cımbızladım.

  25. En cok korktuğum seylerden biri…ben ilmek ilmek büyük bur özenle çocuğumu dokurken,bir gun gelip birilerinin bunu umursamadan sokeceginj bilmek…malesef hepimizin başına bu gelecek.Adem Güneş in dediği gibi.”Duyarlı yetistirilen cocuklar,toplumdaki duyarsız cocuklara yem olurlar.”toplum değişmeli…ama nasil 🙁

  26. Ben akran zorbalığına çok maruz kalmıştım ilkokulda ve ortaokulun ilk yılında. Yaralayıcı olduğu konusunda ve o yaraların kalıcı olduğu konusunda deneyimliyim. Ah…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir