Yem Çocuklar

20 yaşında dünyaya bir çocuk getirdiğim gün, temsili ve gerçek mânâsıyla ona hiçbir zaman oyuncak silah almayacağımdan emindim. Ve almadım; tâ ki iki gün evvel patlayışı merakını celbedip kendisi bakkaldan alıncaya dek. Onu da ertesi gün çöpe attık. *** Aklının yavaş yavaş başına geldiğine kanaat ettiğimden beri, Yiğit’i çevremdeki bir […]

Gören Gözüm Görmüyormuş

Dünyada üzülecek ne kadar az şey varmış, anne olunca anladım. *** Yiğit oğlum… Gözlüklü emojiyi sevmeme sebep, dünyamızın birinci kalp yangını. Çizgi film izlerken mutlak surette tv altındaki sehpaya çıkıp yüzünü ekrana dayayan bir yumoş surat kişisi. 4 yaşına geldiğinde ona bir doktor seti aldım. İçinde gözlük de vardı. Buradan […]

Korku Tüneli

Beş ay falan önce yine bir gün Yiğit’i okuldan almaya gittim, bahçede bekliyorum. Birkaç adım ötemde aşağı yukarı yirmibeş yaşında olduğunu düşündüğüm, kahverengi deri ceketli bir genç adam, yanındaki çocuğa durmadan küfür ediyor. Çok da kızgın küfürler değil ama. Daha ziyade dalga geçer gibi… Bazı aşşırı delikanlı erkekler süper karizmatik […]

Kıskanıyorum Öyleyse Varım

‘‘Aralarında çok yaş farkı var, senin oğlan büyümüş, kardeşini kıskanmaz bile, senin işin kolay…”  Bu cümleleri, çocuklarının yaş farkı benimkilerden az olan annelerden sekiz yüz elli kere falan duydum. Ve hiç hoşlanmadım. Ben, yaş farkı az olan iki çocuklu annelerin kendi payına düşen zorluklarını aslında anlıyorum. Yani veya anlamak için […]

Annelik Her Zaman Toz Pembe Değil

Haziran 2015… İki çocuklu hayatımın üçüncü ayında ”İmdaaat!” diye bağırmak istediğim bir gün çareyi, kendimi dışarı atmakta buldum. Bir kitapçıya gittim ve usul usul dolaşmaya başladım. Uykusuzluktan etrafı flu görsem de, aslında ne aradığımı çok iyi biliyordum. Sonra, reyondan bana gülümseyen mor kapaklı bir kitaba ilişti gözlerim. O kitabı aldım […]

Meğer Annelerin Kalbi Denizmiş

Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde, günlerden bir gün bir çocuğa anne oldum. Birlikte uzun yıllar geçirdik. Bu süreçte ben, her annenin âşina olduğu olağan şekillerde, sayısızca kez yıprandım. Anneliğin tatlı yükünü kastediyorum. Hani yıprandıkça parlarsın ya bazı durumlarda, o şekilde yıprandım. Öte yandan kendi evrenimde, başkasının nazarına oranla çok […]

Annelik ve Bir Takım Darlanma Hadiseleri

İki binli yıllardan önce çocuk doğurmak ve yetiştirmek çok daha başka bir şeydi. Hatta bazen, çocuğun değeri yoktu diyesim bile geliyor bugüne kıyasla. Yüz binlerce örnekten birkaçına değinmek gerekirse, henüz hamileyken bebek kutlamaları yapılmıyordu mesela. Sonra… hastane odaları süslenmiyordu. Bebeğe oda hazırlamak bu derece yaygın değildi, anne yatağının yanına minik […]

Beyinsiz Adam-Yazıklar Olsun

Sevgili arkadaşlar, merhaba. Mayıs 2015… Sabaha kadar ayağımda bebek sallıyordum ve mecburen çok kültürlü biriydim. Çünkü televizyon artık sarmıyordu veya bebek ağlamasından başka bir sesi kafam götürmüyordu. Ahşap boyama, dikiş veya herhangi bir diy projesi de yapamayacağıma göre oturduğum yerden, geriye tek bir hobim kalıyordu: Kitap okumak. — İki aylık […]

Kaç Çocuk Çok Çocuk, Kaç İnsan Bir Anne?

Genç kategorisine girdiğim ilk yaşlarımdan birinde evlendim ve bir çocuğum oldu. Bir anne olmak, bir çocuğun tam anlamıyla vatanı olmak ne demek, tabii ki bilmiyordum.Bilmediğimi de bilmiyordum.İşte tam da buna cahillik deniyordu.Fakat bunu da sonradan öğrenmiştim. *** Size analık serüvenimin ilk zamanlarından bahsetmek isterim. Ben, ”bebeğimi kucağıma aldığım an anne […]

Canım Eylül

Dün akşam Eylül’ü müjdeleyen bir paylaşım gördüm instagramda; çünkü Eylül benim için bir müjde demektir. Görmesem cidden sevgilimi kaçırmışlar gibi hissedecektim. Eylül’ün geldiğinden bile haberim olmayacaktı büyük ihtimalle. Çünkü benim için bir gün mü geçmiş, bir ay mı geçmiş, bir yıl mı, neredeyse hiç farketmiyor. Zaman mı bereketsiz yoksa benim […]