Motor Hararet Yapıyor.

Seneler boyu yürüyüp vardığınız o ışıklı düzlük, serin ağaç gölgeliği, çiçekli bahçe işte her neyse… Karadenizli bir müteahhit gelip oraları yıksa nasıl olur? Korkunç değil mi? Kentsel dönüşümünü yersiniz, değil mi? Heh. Ben de yerim.

Yetmiş beş milyar Türkiyemin bildiği yeme bozukluğu mücadelemin neşeli neticesine, tam da bu sebepten kimseyi yanaştırmam işte. Başta kendimi…

***

Gerkizekalı gibi yaşayıp manyak gibi ölmektense, gezegenimizde fazla kilolarımla yer edinebilmeyi seçmiştim bir seneye yakın zaman önce. Ama bunu seçmek, defaktoda lakos yaka tişört seçmeye benzemiyor tabii. Bu, antibiyotikle iltihap kurutmak gibi bir tedavi de değil. El kadar köpekten ölümüne korkuyorken, dobermanla filan aynı odada yaşamak gibi. Tam olarak öyle de değil ama, dikkat edin, öyle gibi.

Son on iki senedir en büyük idealim, zayıf olmak. Bu pek kutsal, amman Allahım feci mühim uğurda ölümü bile göze aldım. İşin kötüsü, bir önceki cümlede mecaz kullanmadım. Fakat aksi yönde, bilhassa son bir senedir yenidoğan hızıyla kilo almaya devam edişim ise, tamamen alternatif tıp. Yani çünkü senelerce bilmemkaç doktora gidip bir türlü şifa bulamadım ve bu işi kendi yöntemlerimle hallederken, beden kitle indeksim ayıplı sayılara ulaştı. Ama onu da yerim, mesele değil.

***

Yirmi sekiz senelik insanım ve anladığım en gerçek şey şu: Ben kendimle savaşınca işler hepten çamura batıyor. Sevgi pıtırcığı müthiş bir insan olduğumu, çareyi ancak barışta bulabileceğimi gördüm. Yani bu ihtimali denemek istedim desem daha doğru olur. Ve galiba tuttu. Hem zaten gelin kızımız maşallah tosun paşa, böyle biriyle kim savaşmak ister?

Evet herkes otuz kilo. Olabilir. Allah için kimsenin canı sucuğun yağına taze ekmek banmak filan istemiyor, helal olsun. Kimseye göre kızarmış biberin üzerine sarımsaklı yoğurt dökmek dahiyane bir fikir değil. Varsa yulaf, yoksa kuşkonmaz, en olmadı greçka mreçka.

Ama bildiğimiz elmayı bile günde bir tane yiyeceksem şikayet etmem, üzülme; kafama sıkar giderim daha iyi.

Ben zaten uzun olmayan geniş araç şeridindeyim ve ağır ağır ilerliyorum. Çünkü beş kilo kavun yiyince hareket bir miktar kısıtlanıyor doğal olarak. Ama olsun. Benim çocuklarım uzun seneler boyu mayalı hamura benzeyen göbeğinde neşeyle zıplanacak bir anneyi hakediyor. Hpfsss, komik di mi?

Tam da bu kafadaydım. Bu kafayla iyileşmek iyi fikirmiş. İyileşirken, yemekten sonra kusmaya alışmış minnoş bedenim bir senede on kilo daha aldı ama. Üstelik yerli yerinde duran doğum kilosunun üstüne. Aldırmadım. Yani bunu tabii ki istemem, evet; ama eskiden olduğu gibi üzülmedim.

Ben zaten tam olarak bunu kabul etmiştim işte: Biraz daha dağıtmak. Ay zaten olanlar olmuş; işler insana yaraşır biçimde çözülebiliyorsa çözülecek, yoksa da ver elini yuvarlanmaklar. Nasip… Ama korkunç takıntılarla boğuşan bir haşlanmış kabak olmaktansa, özgür ruhlu bir ay çöreği olmayı tercih ederim. Zaten kalbimin bir yerinden ince bir ışık sızıyor bana.

Bu kafayla ve o ışıkla, ilk kez sağlıkla hafiflemeye başladım. Yani mesela, altı kilo gitti. Durun anlatacağım, bir saniye. Ama kilit nokta zayıflamak değil; ”Neden zayıflamak istiyorum  ve nasıl zayıflayacağım?” sorularını sağlam bir yere oturtacak kafaya nihayet varmak ve iyi bir özsaygı büyütmek.

Sonuç olarak akla mantığa sığan cevaplar şöyle görünüyor:

Zayıflamak istiyorum; çünkü hafif hissetmeye gerçekten ihtiyacım olduğunu farkettim. Ve bunun için, akıl sağlığı yerinde olan insanlar ne yapıyorsa öyle yapacağım.

***

Büyük ayıp ettiğimden, kendime bir süredir iyi bakıyorum ve bu konuda gururluyum. Vitamin, magnezyum takviyesi filan aldım son aylarda, bol bol su içtim ve baş ağrım da kesildi. Ne istiyorsam yedim; ama yemek-kilo-tartı gibi zımbırtıları aklımdan çıkarıp her akşam çocuklar uyurken spor (Leslie 3 Mile) yaptım. Bir süre sonra verdiğim emeğe kıyamayıp saçma yiyecekleri azalttım ve birkaçını kestim. Yükün altı kiloluk kısmı böylelikle gitti işte. Devam ediyorum. Tamaaaam, gayet güzel, kocaman bir alkış.

Gelgelelim, son günlerde kilo takıntım yeniden filizlenmeye başladı. Yine çok zayıf olmam gerektiği fikrine yavaş yavaş meylediyorum ve bu beni feci şekilde geriyor. Hayır! Yani hayırdır? Buna izin veremem; çünkü gerilince binbir emekle yatışan beynim sanki yine hararet yapıyor. Ve beynim en son bu şekilde hararet yaptığında, bir kilo dondurma yiyip kustum. Allahım ya Rabbim!

Bu işleri kim, niye icat etmiş anlamıyorum. Zıkkımın kökü ideal algısı iliklerime kadar nerede ve nasıl işlemiş? Milletler çatır çatır beden olumlarken, eh ben bu işi daha evvelden pekala halledip yoluma bakıyorken, şimdi geri adım ata ata başa mı döneceğim? Yani daha önceleri idealliğin yanına yaklaşamadığımdan, mecburen içime dönüp özsaygı ayağına mı yatmışım? Ama yaşarken çok gerçekti. Şimdi ideal sınırına(!) yaklaşabildiğimi görünce panikle patinaj mı çekiyorum? Bak motor yine zarar görürse ağlarım ben.

Hayır tamam, öyle şeyler demiyoruz. Demek ki beynime bunca zaman uyarı levhası okumayı iyi öğretmişim; şimdi ise kaygan bir zemine doğru ilerlediğimi anlayabiliyorum. Durum bundan ibaret ve bu iyi bir şey bile olabilir. Yani yavaş… Hatta bence en iyisi sağa çekip kontağı kapatmak. Güvende hissetmeden ilerleyemem.

Ve şimdi kim uydurduysa, buyursun o ideal oluversin bir zahmet. Aha da yol.

(AMAN BU DA İYİ Kİ Bİ TARLADA ARABA SÜRDÜ HA, adlı şiirim)

***

 

12 thoughts on “Motor Hararet Yapıyor.

  1. Merhaba Ceylan. Yeni yazını görünce hemen okudum. Aslında duyduğun kaygılar çok normal. Hepimiz için aynı bence ; yendiğimiz olumsuz bir şeyin bir şekilde yinelemesi..Ama sen çoğumuza göre cesursun ve açıktan dile (hem de çok tatlı bir üslupla) getirebiliyorsun. Bu da eminim hem seni hem de okuyucularını motive ediyordur. Rabbim o zor günlerini tekrar yaşatmasın.

  2. 28 yillik insanim cumlesine bayildim!! Kimisi 78e de gelse insan oldugunu fark etmiyor 😀😜😘

  3. Dört ay önce ikinci dogumumu yaptım ve aynaya bakasim gelmiyordu birde saclarim feci dökülüyor durdum düşündüm güzel olmak zorunda mıyım? Erkekler karısı hamile iken göbek yapıyor ama hiç sorun değil çünkü ERKEK!
    Güzel olmak zorunda değilim… gidip saçlarımı kısacık kestirdim. Mutluyum canım ne isterse sagligimi bozmayacak şekilde yiyorum. hayat kısa 🙂

  4. Mizah,içtenlik,özeleştiri,edebiyat parçalama…bütün dalların oskarini bu yazıya veriyorum.okuduğum en güzel yazınız ceylan.tebrikler.obeziteden aşağılara doğru inerken ben de de baslayan “kilo verme” takintisina iyi kapak oldu bu yazı şimdi.tebrikler

  5. Ceylan Hanim, uyun diye demiyorum ama sanki bazi yasaklar dahilinde ruhunuzu cok yipratmadan ve kilo konusunu tamamen unutmadan yasamaniz mumkun. Gercek bir kabullenis mumkun olmayabilir, o halde olagan sinirlari cizip o sinirlar icinde kiloyla ugrasilbilir. Mesela “kusmak yasak” demek, “meyve disinda tatli yemek yasak” vs diyerek birbirini tetikleyen iki aktiviteyi birden hayatinizdan atarsaniz, sonrasinda cok daha kolay formda kalabilir, ve boylece sucluluk da hissetmezsiniz. Ayrica spor yaparak bedenin gorusunusunu iyilestirmek boylece butun kusurlardan kurtulmak icin butun yaglardan kurtulmayi cozum olarak gormemek mumkun. Mesela ben spor yaptigim zamanki vucudumu birkac kilo fazlasiyla kabullenmeye cok daha meyilliken, sporsuz bir vucudu sekle sokmanin tek yolu kemiklerin ustunde duran butun kutleden kurtulmak gibi gelebilir. Akilli bir hatunsunuz, bu konunun da ustesinden geleceginize inaniyorum.

  6. Som bende uzun zamandır yazılarınızı takip ediyorum.kizim 17aylik. Kilolar genelde sorun oluyor benimde kendime gøre birkaç kılo fazlam var. Çok çabuk kılo alıp verebiliyorum. Kilo vermeye karar verdiğimde her aman yediklerimi yiyip sadece porsiyonlari azaltıyor. Tatlıya çok düşkünüm tamamen kesmek yerin eufak bir parça çikolata yiyip kahve içerek isteğimi geçiriyorum. Ve akşam 6dan sonra sadece yeşil çay içiyorum. İşe yarıyor…ama niyese canım hiç buralar motive olmak istemiyor. Ve birki kilom vardiye şikayet ediyorum.kafama takıyorum. Bor kaç gün önce işyerinde bir bayan. Doğumdan sonra 42beden olduğunu( øncesinde 40mis.) ønceleri üzüldüğünü sonradan kendine uygun kıyafetler giymeye başlayınca mutlu olduğunu ve asla küçük beden denemediğini. Bu şekilde mutlu olduğunu anlattı. Bayan bende çok daha kilolu olmasına ragmen benden çok daha mutlu olduğunu farkettim. Gayette alımlı bir kadın.. Demekki sorun kendimizi kabule ekten geçiyor. Sonra ra düşündüm ki ben neredeyse bütün hayatım boyunca iki kilo fazlam varr diyorum. Belkide benim ideal kilom bu..Ayrica belki ørnen vermek iyi değil ama İrem derici ønce ki halleri neguzelmis simdi ne kadar zayıf kötü görünüyor. Çok zayıf olmakta iyi degil..

  7. Ceylan,
    Anneligin mukemmellikten uzak hallerini uzerinde en guzel tasiyanlardansin, fazla kiloyu da plus size model edasiyla tasiyabilecek biri varsa o da sensin. Lutfen yuklenme kendine. Su iki numarali, sevgili bebelerimiz gece uykusunu biraz sevmeye baslayinca bizim de gun icinde karbonhidrat pesinde zombi gibi kosturmalarimiz bitecek, hem bedenimiz hem ruhumuz yolunu bulacak.

  8. Yaziniz cok manidar.ben sizdeki bu olduğu gibi aktaran üslubu begeniyorum😊gizli takipcinizim.naçizane fikrim Önemli olan kendinizi iyi hissetmeniz ve bu sağlıklı beslenme konusun da çocuk idare eder gibi kendinizi idare etmeniz.ins Rabbim aklillarimiza sükunet bahşeder.takinti denen zorluklardan bizi kurtarır…

  9. Ceylan abla,
    Ben senin sıkı bir takipçindim. Kullandığım instagram hesabini kapattim. Ama bi süre sonra yenisini açtım ve seni ekledim sanırım fake zannettiğin için engellemissin beni. Engelimi açman mümkün mü?

  10. Merhaba Ceylan Hanim,

    Uzun suredir sizi yurtdisindan takip ediyorum (Allah instagramdan razi olsun), yeni kitabiniz cikmis cok hayirli olsun fakat kitabiniza online ulasmak isteyen okurlariniz icin ortaya bir e-book alabilir miyiz acaba? Veya adresimi versem siz direk bize yollasaniz :))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir