İyi ki Doğmuş!

İki sene önce bu zamanlar karnı burnunda olmak, patlamaya hazır bomba gibi olmak, daralmaktan daralma beğenmek, oturdu mu kalkamamak vs ne kadar şişmiş nohut gibi deyim varsa hepsinin bir numaralı abonesiydim.

İşte iki sene önce tam da bu akşam bir anda ”Kızım zaten son günlerin” dedim… ”bütün hazırlıklar tamam, otur biraz da aylaklığın tadını çıkar.”

Oturdum. Biraz çekirdek çitledim ve biraz da su içtim. Sonra etamine bir elmas işledim Yiğit oğlum için. Sonra da bir kağıda birkaç sûre yazıp katladım. Bebek için hazırladığım beyaz ağız mendillerinden birini, diğerlerinin ütüsünü ve hizasını bozmadan çekip aldım çekmeceden. Sonra kağıdı mendilin içine koydum, sonra katlayıp diktim, elması da üzerine kondurdum.

Nefis bir ayrılık hediyesi oldu.

 İçimde böyle enteresan bir huzur; çünkü gebeliğim boyunca Arka Sokaklar’ın Rıza babasına taş çıkarmışım. Taşınmışım, ameliyat olmuşum, yeni evime yerleşmişim vs. Nerede bir olaylılık orada kaptan ben. O sebeple böyle sessiz ve hareketsiz dakikalara bambaşka ve sonsuz önem veriyorum. Huzursuzluktan sebep, huzur süzgecim gelişmiş bir şekilde.

Sonra tüm ışıkları kapattım ve yattığım yerde bir süre televizyon izledim. Gece iki buçuk civarı uyudum. Dört gibi uyandım ve hazırladığım hediyeyi Yiğit’in eline telaşla tutuşturup ben gelene kadar yastığının altında saklamasını söyledim.

Ve gittim.

İki saat sonra kucağıma bir okyanus koydular.

Yumuk ağzı Yiğit’in aynısı.

”Demek Deniz sensin.” dedim.

***

Tarif etmek isteyip başaramadığım kokular, yumuşaklıklar, inceden bir ses, ipekten bir ten, sevgi dolu kollarımda serumlar, karnımın üzerinde yerkürenin en devasa acısı…

Bakıyorum.

 Gelmiş geçmiş en harika klişeymiş; ama anlatabilmem hiçbir şekilde mümkün değilmiş gibi.

Aşk desem havada kalıyor. Sözcüklerin içi boşalmış. Her şey anlamsız ve avare halde uçuşuyor boşlukta, tek bir kareden başkası flu, diğer tüm sesler kısık ve boğuk.

Ferah, temiz, engin, huzur veren, temizleyen, derin ve sakin denize bakıyorum. Bakıyorum…

Bir daha bu kadar sevemem derken kalbimde hissettiğim o enteresan sonsuzlukla, ikinci anneliğim kollarımın arasında uykuya dalıyor. Sonra ona rızık oluyorum. Bulut oluyorum. Bir var, bir yok oluyorum.

Hâlime ne tür bir hamd lâyıktır bilmeden, hamd ediyorum.

Deniz kızım, pek hoş geliyor.

***

Bir ara titreyerek ve ağlayarak daldığım uykudan uyanırken, narkozdan uçan balona dönmüş suratımla aaaahhhhh diye bas bas bağırıyordum tabii; ama o kısımları geçelim.

Neyse,

Vuslatın üçüncü günü ayağa kalkıp kartopumu soydum, her bir zerresini hayret ve hayranlıkla inceledim. Çoraplarını giydirecekken o enteresan kalp parmakları farkediverdim ve doktoru çağırdım.

Çünkü ‘doktor bu ne?’

Deniz’in ayak baş parmağının ön kısmında iki tane kemik varmış. Arkada da iki kemik olsa, parmak ikiye bölüncek ve altı parmaklı olacakmış yani, haylaz! Ama arkada olması gerektiği gibi, bir tane kemik var. Doktorlar farketmemiş bile çünkü mühim mesele değilmiş. Yalnızca estetik sıkıntı, çok istersek ileride ameliyat ettirirmişiz.

‘Boş iş, bu bebek 16 haftalıkken anasının apandistinden korunmuş, yerim estetiğini’ dedim içimden. ‘İçtiğim sütlerle yedek parça bile üretmiş çocuğum’ dedim. ‘Maşallah’ dedim ve kimsenin anlamayacağı şekilde hamd ettim.

Çünkü o zamana kadar dile getirmediğim sinsi bir korku vardı içimde: ”Ya çocuğum ciddi bir anomaliyle doğarsa? Çünkü doğru dürüst ağrı kesici içilemeyen bir dönemde ameliyat oldum.”

Çünkü onu görür görmez her şeye ek olarak hissettiğim o şeyi bir tek ben biliyordum.

***

Bir sebepten hastanede yatma süremiz bir haftaya uzadı. Yiğit oğlum ziyarete geldi; ama çocukların içeri girmesi yasak olduğundan, ortalıkta kimsecikler yokken bile odaya gelmesi için ikna edemedim. Deniz’i alıp koridora çıktım ve ilk buluşma! Ve ilk duygu seli! Ve ilk gözyaşı!

Ben akıttım ben, Yiğit ağlamadı.

Bir haftayı doldurduktan sonra da eve gittik. O yokken özenle hazırladığım hayata kattım Deniz’i. Sonra hayat aktı ve tam iki sene geçti. ”Ne çabuk büyüdü yahu!” diyenleri kesmek isterken, ”Ne çabuk büyüdü yahu!” dedim içimden sessizce.

Yiğit iki yaşına girdiğinde çok daha uzun bir yol katetmiş ve birçok eşiği geçmiş gibi hissediyordum. Fakat bu sefer işler bambaşka. Zaman ayıp eder derecede bereketsizdi ve neredeyse pek bir şey anlamadım. Çünkü tek sorumluluğum, yalnızca bir bebek büyütmek değildi. Dikkatim, istem ve iradem dışı onlarca kola ayrılarak ilerledi.

Bence ikinci çocuk daha zor ve fakat daha hızlı büyüyor. Benim için böyleydi en azından.

Şu noktadan sonra umarım akış yavaşlar ve sindire sindire giderim. Çünkü dünyaya gelenin büyümesi olayı, cidden zalımın kızı bir durum. Doyamıyorsun ya, hayır!

Hayata yön verirken bu doyamama halini baz alırsan , 27 çocuk daha doğurursun yani. Amman aklını başına al bacım.

***

İlk kez anne olmak başka bir alem, ikinci kez anne olmak bambaşka bir alem. Sevgiler zaten aynı. Duygular da aynı aslında; ama o duyguyu tanıyıp süzme gücü noktasında büyük fark oluyor.

Yiğit, ilk göz ağrım. Deniz ise, tecrübeli sevgimin adı.

İyi ki Allah, onu yaratmayı dilemiş.

İyi ki doğmuş!

İyi ki be, iyi ki!

***

22 thoughts on “İyi ki Doğmuş!

  1. Ne güzelsiniz siz ya. Cidden çok seviyorum sizi,acılarla güçlenen kadınlara aşığım. 💓

  2. Subhanallah… Ne kadar akıcı, yürek yakıcı, ciğer sökücü bir yazı olmuş. Şu an yüreğim ağzımda… MaşaAllah…
    Ahh ilk çocuk mu yoksa ikincisi mi vicdan azabı, bilemiyorum,..

  3. Yine bayildim her bir satira..
    Rabbim saglikla huzurla buyumesini nasip etsin denize Insallah..

  4. Okunurken akıp giden ,yüreğinin kıyısına vuran bir DENİZ dalgası gibi bir yazı . Rabbim hayırlı ömürler versin . Sevginin ayak parmağından fışkırmış hali ☺️💕💕

  5. İnan okurken yüreğim sızladı 😔 duygular ancak bu kadar güzel dile gelip kelimelere dökülür hep yaz hiç bırakma ❤ benimde 7 aylik oglum var Yiğit ismi 🙄 iyiki doğdun güzel gözlü Deniz’im böylesi bir anneye sahip olduğun için çok şanslısın ve çok özelsin kalpli parmagınla 🤗 öpüyorum kocaman

  6. Şükürler olsun Denizi verene.
    Bu duygu seline kendimi hiç hazır hissetmiyorum.doğum, hayatımda kendimi en duygusal en savunmasız en zayıf hissettiğim dönemdi.bunu kapı da bekleyen yaralı endişeli ilk çocukla yapma gücü hiç yok. 2. Sini ne zaman yapacaksın dediklerinde cevap veremeyişim bunları anlatamadığımdan hep.

  7. Ne kadar güzel anlatilabilirse okadar güzel anlatmışsın güzel anne…Rabbim evlatlarina doyarak geçireceğin daha bir sürü yillar nasip etsin…

  8. Çok güzel bir yazı olmuş😍😍 deniz! iyi ki doğmuşsun… iyi ki annene şu satırları yazma ilhamı verebilmissin 😙😙 sevgiyle…

  9. Hayırlı sağlıklı sıhhatli huzurlu mutlu omurler dilerim. Kalpli parmağından operim. Allah saliha kullarindan eylesin

  10. İliklerime kadar ürperdim.Nasıl böyle bir anlatmadır kardeşim 😊 dibine kadar yaşadığın duyguları,dibine kadar anlatmissin.Aynen de böyle oluyor ikinci annelik olayları.ağzına,aklına,kalemine sağlık ‘birceylan’ hayırlı evlat olsunlar inşallah,ve sağlıklı ve imanlı……

  11. “İki saat sonra kucağıma bir okyanus koydular.”

    Her satırın çok güzel. Her satırın acayip duygu yüklü, ayrı komik. Bir yazıda her duyguyu bir tek sen harmanlayabiliyorsun galiba.

    İyi ki doğmuş Deniz. Adı gibi bir ömrü olsun inşallah.

  12. Gözlerim doldu okurken.. İkinci çocuk için çok kararsızım, bu yürek bölünmesine çok hazırlıksızım.. ama 31 yaşındayım çıldıriciim

  13. Bizim de bir Deniz kızımız var o da 2 yaşında ve bu aralar diline pelesenk ettiği bir söz var: “eleyyy yaçaçın” yani benim, son yazdığın yazını gördüğümde verdiğim tepki-duygu durumunun adı.

    “İki saat sonra kucağıma bir okyanus koydular.” Sarkılarda verilen es gibi durup……eh be Ceylan dedim….”O” okyanus sensin haberin var mı? Haberin var mı kaleminin gücüyle okuyanı aynı yazıda halden hale atlattığını?

    Bu arada bulaşık yıkama “rüşvet teklifim” etkisini çabuk göstermiş:) “eleyyy yaçaçın”…….Seviyorum seni sevgili Ceylan.

  14. cok.cok gzl yaziyorsun dygularini
    bugun 2.analigimin 2. yili ayni hislerle doluyum yuregimde bi kus pir pir sanki onu bugun doguracagim.oglumda yasadigim o hissin adi kizim ela da netlesti .
    denizimize mutlu yillar keske ist olsanizda kizim elayla dostluklarini gormek nasip olsa

  15. Ah Ceylan yine yüreğime dokundun..Keşke hep bugünkü gibi kalsalar.Adın gibi uçsuz bucaksız saf ve temiz ömrün olsun Denizim ❤

  16. Son üç yazını okumamıştım. Şimdi, hani çekirdeği çitleyip çitleyip biriktirirsin, sonra da hepsini birden ağzına atıp yersin ya, işte öyle bir mutlulukla üçünü peş peşe okudum. Benzetmeyi hoş gör, seninkiler kadar güzel değil. Bir de o yirmi yedi tane çocuk doğurma konusuna kesinlikle katılıyorum 🙂 Akıl ve beden sağlığımı koruyabileceğimi bilsem en az beş tane yaparım ama bilemiyorum işte.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir