Dengeme Destek Tut ki Durayım

Nereden başlayacağımı tartamadığım için klasik bir giriş yapayım:

”Nereden başlayacağımı bilemiyorum.”

***

Dün itibariyle büyük çoğunluğun kalbine telaş, endişe, korku ve dehşet olarak düşen malum gündeme ve o gündemin doğurduğu başka gündemlere şöyle bir bakıyorum.

Saat 04:18 ve an itibariyle duyduğum his, sadece zavallı bir boşluk.

Ben uyuyordum ve şahsi gündemimde, yükselen ateşim ve titreyen bedenimi bir an önce normale çevirip çocuklara yemek pişirme telaşım vardı. Gözümü açıp ayağa kalktığımda gördüm olan biteni. Aynı şeyi beş kere falan okuduktan sonra, anlamadığım şeyi okumaktan vazgeçtim. Kendimce bir şeyler anladım tabii; ama uyuşmuş beynime ve hâlâ ağrıyan başıma güvenip olan bitenle ilgili bir karar vermedim.

Yani müsterih olun. Bu, duruma sağlıklı yaklaşma titizliğinden kaynaklanıyor.

Bir bilenin yorumuna baktım, sonra başka bir bilenin, sonra bir başkasının. Ve yeni açıklamalar…

Sonra böyle durdum.

Böyle manyak gibi.

Aşağı yukarı iki hafta falan önce ruhuma çöken ”Irmak” kayası kalkıp yerine yeni bir kaya oturdu.

Hayır, hiçbir şeyi yanlış anlamadım. Her şeyi zaten herkesin bildiği gibi anladım. Olduğu gibi yani. O noktada kalakaldım zaten. Anlaşılmayan bu olacak ki, sürekli amalar ve aslındalarla başlayan cümleler birikti. Bir de buna şaşırdım. Şaşırmak aslında tam olarak uygun kelime değil.

”Ama öyle değil de aslında böyle.”

Eeee?

***

”Naçizane” çıkarımlarımı uzun uzun açmayacağım şimdi burada. Zaten yeterince anlatmaya çalıştım. İnsanların birbirini aslında dinlemediğini, sadece vereceği cevaba odaklandıklarını ben çok daha evvelden öğrenmiştim zaten. Kimse bir başkasının fikrini kolay kolay değiştiremiyor.

Ama bazı noktalarda ayrışmak cidden hayret ve korku verici.

Ve çok üzgünüm.

Bir adam içerdeyse, üstelik ciddi suçlu bir adam… Ha sizin suç anlayışınız nedir, önce onu konuşmak gerekiyor zaten. Bir adam içerdeyse işte, devlet dışarda yalnız olduğu için mağdur olduğunu düşündüğü o aileyi pekâlâ koruyabilir. Yani hem de öyle bir korur ki.

Birilerini korumak için diğerlerini ateşe atmaz diye düşünüyorum. Devlet böyle bir şey değil.

Devlet kocaman bir şeydir, herkesi koruyabilir.

İçerdekinden yüz milyon kat daha iyi koruyabilir.

Kendinizi kandırmayın.

Birileri esasen bir zihniyete ”Babam olsa karşı çıkarım!” diyerek tepki verirken, diğerlerinin yalnızca bir partiyi koruma çabaları… Durumun bu kadar ayak altına çekilmesi… İstismara bin çeşit bakış açısı, yüz milyon tane iradeyi zorlamama algısı… Korkunç.

***

Size bir şey anlatayım. Bunu hemen herkesin farklı şekillerde yaşadığından eminim; ama ben anlatayım.

15 yaşındayken, bir abim vardı. Abi olarak nasıl seviyordum.

”Kurtlar Vadisi Gençlerini Koruma Derneği-Disiplin Başkanı” sıfatını kendi kendine almış sanırım. Nasıl bir kekoysam ben de, ona insan olarak o kadar hayranım ki, yani tam olarak oralarla ilgilenmiyorum bile. Konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor. Allah’ım, bu kadar şeyi nasıl bilebiliyor? Şarkılar söylüyor. Beni toplumların içinde bulutlara çıkaracak kadar övüyor. Yani o, o kadar harika biri ki, övgülerin altında ezilmek ve gökkuşaklarının tepelerinde zıplamak arasında gidip geliyorum.

Hayranlığımdan zaten başım dönüyor.

Abi diyorum.

Bana abi deme diyor bir gün ve bir şeyler ekliyor. Ben böyle tepe taklak oluyorum; ama hayranlığım aşşırı büyük ya, toz bulutu olup dağılmıyor da öyle bir anda. Bir de o dönem kalbim öyle akışkan ki, sevgim rahatlıkla herhangi bir kalıba girip şekil değiştirebilir. Neyse ki değiştirmeden başka şeyler oldu.

Birileri bir sebepten ve bu konuya dayanarak abime dayılanmış. Bu da korkmuş mudur nedir bilmem, ”Benim bir şeyden haberim yok, bu (kibarca) namussuz kız bana âşık oldu, ben bir şey yapmadım.” demiş.

Daha birkaç gün evvel bazı şeylerden haberi olmayan bendim oysa ki. Gördüğü hayranlığı aşka yormasında da sorun yok. Diyorum ya, o yaşta âşık olmak zaten an meselesidir. Olay, kendisine âşık olduğum için (yine kibarca) namussuz olduğumu düşündüğü noktada karışıyor.

Hepsini bir öğretmenimden duydum ve gözümün önü kararmış şekilde kendimi eve sürükleyip, olan biteni anneme anlattım. Sonra tam 20 gün yataktan çıkamayacak kadar hastalandım.

Annem gidip abime haddini bildirdi ve o adamı o saçma dernekten kovdurdu.

27 yaşındayım, onlarca türlü hayal kırıklığım oldu, hâlâ o günkü hissin üzerine çıkacak bir yıkımım yok. Şuncacık şey dün gibi aklımda.

***

15 yaşındayım.

Dengem bir tahterevalli. Karşıma kim oturursa otursun ben göklere çıkarım.

Bir pamuk şekerin ağızda eridiğinden daha kısa sürede bir şeylere kanabilirim.

Kaykaya koşarken heyecandan gözüm kör olmuş, sonunun uçurum olduğunu ben göremem.

15 yaşındayım,

Ve dünyam inanılmaz temiz.

Dengeme destek tutacaksın, duracağım.

***

Bu gibi sebeplerden işte, birileri henüz çocuk. Sağlıklı dengenin gelişmesi mümkün değil. Allasanız da pullasanız da mümkün değil.

Birileri ‘‘bu namussuz kız bana âşık oldu’‘ evresini görmeden, o adamlarla bir sebepten evlenmek zorunda kalabiliyor. İradenin zorlanmamış haline örnek bu.

Bu gündemin en ama en basite indirgenmiş hali bu şekilde. Çocuğa anlatır gibi anlattım. Ötesine sonra gelin, bu kadarına kafa yormak bile devrim olur.

”Ama melek bir yandan, şeytan bir yandan…

Bu kaçıncı şikayetim bilmem.”

***

15 thoughts on “Dengeme Destek Tut ki Durayım

  1. “Bazı noktalarda ayrışmak cidden hayret ve korku verici. ” Iki gündür aklimda bu cümle var… korkuyorum çocuğum icin çocuklarımız için…

  2. Saf,duru,temiz..bu kadar anlatılır….Ama her anlattığın ,karşındakinin anladiğı kadar maalesef.?

  3. 18 yaşındayım. Dünya beni ergin, büyümüş bir insan olarak tanımlıyor. 18 yaşındayım, ben kendime büyümeyi yakıştıramıyorum. Büyümek kötü bir şey. Çünkü Dünya bana bunu öğretti. Şu zamana kadar yaşadığım kötülükler geliyor aklıma. Kötülükten kastım, bilirsiniz işte. Anlattığınız gibi.
    18 yaşındayım, ben rızam olsun olmasın evlenmeyi yakıştıramıyorum. Bedenim büyümüş olsun, aklım büyümedi ki. Çocuğum ben daha. Ben kendime çocuk diyorum Sayın Ceylan, o minikler nasıl hanım olsun, anne olsun. Niye anlamıyorlar?

  4. Sevgili Ceylan,
    İki gün oldu içim alev alev… Ne güzel anlatmissin bir çocuğun gercekten ruhuyla duygulariyla akliyla daha “cocuk” oldugunu… Daha nasil anlatalim nasil? Aglayip duruyorum artik içim daraldı bu memleketten bu insanlardan. Yahu biz yavrularimizi burada nasil yetistirelim…

  5. Siz yazın, ben okurum… Okurum… Okurum.. Çünkü böyle güzel yazana okur gerek… Eline diline yüreğine sağlık

  6. Yine bir solukta okudum.. yem çocuklar yazınızı da okuduktan sonra ikisinin kafamda oluşturduğu kaygıları anlatamam.. böyle bir ülkede çocuk yetiştirmeye çalışıyoruz.. sadece dua ediyorum.. sevgiler…

  7. Cocuga anlatir gibi anlattim demissiniz ama maalesef o malum kitle o kadar bile degiller…olmazlar olamazlar zaten bir cocuk kadar masum, zeki ,temiz…

  8. Keşke “ama lakin fakat” gibi kelimelerle baslayan cumleler bazı trajedilerde yasaklansa…
    Tebrikler…
    Böyle zamanda güzel cesaret…

  9. Teşekkür ederim. Bütün bunalmalarım, yalnızlıklarım, hayal kırıklıklarım arasında iyi geliyor seni okumak..

  10. Çok güzel anlatmissiniz daha nasıl anlamları sağlanabilir bilmiyorum bazı mağduriyetler mağduriyet olarak kalmalı ki yapmadan önce iki kere dusunulsun di mi ama

  11. Ceylan,
    Bloga bir ara ulasilamiyordu, instagram hesabin da blogdan cikmis (instagram hesabim yok ama buradan takip ediyordum paylasimlarini) iki cocukla bu islerin pesinden kosmak zor olmali, ama yazdiklarini keyifle okuyorum umarim devam edersin. Cok onemli mevzulara deginmeye gerek yok kabak dolmasi tarifi bile yazsan bayilarak okuyacagima eminim. Cok eglenceli bir tarzin var, bravo 👏🏼

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir