DEDEM BİR KİRAZ AĞACI

Seneeee…

…2009

Bunu yapmak için neden yalnız kaldıkları bir anı seçtiğini bilmiyorum; ama bir gün kimsenin olmadığı bir odada, Yiğit’in bacaklarını bisiklete benzer bir hareket yaptırıp sessizce gülerken gördüm babamı.

Aralarındaki güçlü ilişkinin başladığı o gün, Yiğit 5 aylıktı.

Nihayetinde 2 yaşına geldiğinde ”Beni Nihat dedem doğurdu.” demeye başladı.

Tam anlamıyla yıkıldım. Ağlamak istedim. 

Fakat bir insana duyulan sevgi ve güven, bundan daha güzel anlatılamayacağı için kendimi toparladım.

Çünkü çocukluk, bu kadar harika bir şeydir.

***

Yiğit 4 yaşını bitirdiğinde yine bir gün birlikte, yürüme mesafesindeki evimizden babamlara gidiyorduk.

Yol üzerindeki büyük kırtasiyeye girip kitaplara göz attım. Kendime, tarzım olmadığını bal gibi bildiğim ve fakat sosyal medyada gördüğü ilgiden dolayı merakımı celbeden bir kitap,

Yiğit’e de, sosyal medyada hiç ama hiç rastlamadığım, övülmediği için harika olmayan(!); fakat ”Dedem” kelimesini içerdiği için gözüme çarpan bir kitap alıp çıktım.

Eve gelince kendime aldığım, ve şuan şerefliliğimden dolayı adını asla söylemeyeceğim o kitabı okumaya başladım. Otuzuncu sayfaya geldiğimde daha fazla dayanamayıp kapattım. Ve bu kitabın tamamen, kahve ve mum olan ortamda ambiyansı tamamlamak adına, bir nevî ”şekil olsun” diye yazıldığını anladım. Dizi sektörümüzün harikalığı gibi, ne gidiyorsa onu yapmaya çalışıldığı çok âşikârdı çünkü. Yazarı kınadım.

***

Yiğit’e aldığım kitaba gelince, o zamanki yaşı için biraz kalın bir kitapmış gibime geldi.

Daha kısa hikayelere daha rahat konsantre olur diye düşünüp, arka kapak dışında bir satır okumadan kitabı rafa kaldırdım.

Ta ki bu akşama kadar.

Evet, rafa kaldırma işini biraz abarttım.

*

Şu ara ruhumuzdaki darlığı açabilmek adına yapmayacağımız şey kalmadığı için mi,

Yoksa ruhumuzdaki darlık sebebiyle, yapmamız gerekenler bile ağır geldiği için mi bilmiyorum;

Henüz başlayan blog hayatıma burada son vermeyi düşündüğüm bir tükenmişlikle, bana bu akşam sadece bir çocuk kitabının iyi geleceğini hissedip kitaplığa yöneldim.

20160723_110125-min

İyi ki daha fazla beklememişim.

”Anlatılmaz güzellikte bir kitap” olsa da, merak uyandırmak adına biraz yazmaya çalışacağım.



İtalyan yazar Angela Nanetti’nin 1998 yılında yazdığı, çağdaş çocuk klasikleri arasında yer alan ödüllü kitabı,

Sema Tuksavul tarafından harika bir şekilde Türkçe’ye çevrilmiş. 



Aman yalan be, bu kitabı kesin bir Türk yazmıştır dedirtecek bir tadı var çevirinin, okurken o derece doğal akıyor.

20160723_110220-1-min

Dedem Bir Kiraz Ağacı,

Anne-baba, babaanne-dedesiyle birlikte şehirde yaşayan Tonino’nun, köyde yaşayan anneanne ve dedesiyle olan ilişkisini ve onlara bağlılığını konu alıyor. Sevgiden bahsederken, kaybetmeye ve güçlü olmaya da değiniyor.

Ve kesinlikle bir çocuk kitabından çok daha fazlası…

Bir kitabın okuyucuyu daha ilk sayfada içine alması her zaman olan bir şey değil. Bir çocuk kitabının bir anneye kahkaha attırması ve daha çok da ağlatması, her zaman olan bir şey değil.

İnsana anneliğini sorgulatan cinsten anıları da var Tonino’nun.

20160723_110311-1-min

Yiğit’in yorumu ise, göz kapaklarına ısrarla direnerek sonuna kadar dinlemek, hatta “uyusam da okumaya devam et” ve

”Bu kitap çok farklı” demek oldu.

Meraklısına duyrulur.

***

Ben şimdi hafiflemiş ruhumla bir kiraz ağacının gölgesinde uyumaya gidiyorum.

Şuanda saat gece 02:35

Siz bu satırları okurken ben çok uzak diyarlarda bir yerde, muhtemelen uykusuzluktan ağlıyor olacağım.

Çünkü bloggerlık kalp ben.

Sevgiler,

Ceylan.

3 thoughts on “DEDEM BİR KİRAZ AĞACI

  1. Benim kızım da önceleri “ben anneannemin kızıyım derdi” Bir ara annemi kıskandığımı hatırlıyorum. Dede her torun için vazgeçilmezdir.
    Dedesini çok seven kızım için de alabilirim bu kitabı. Bu aralar çocuk kitabı okumak en güzeli sanırım.

    Bu arada blog hayatına son vermek gibi bişey okudum. Çıkar aklından. Kov o düşünceyi.

  2. selam:)
    yetişkin kitabı şu teoman ın şarkısının adı olan mı…
    çünkü bende baskıyla okudum ve ilkkez kitaba verdiğim paraya acıdım…
    ve hatta belki yazar bile olabileceğime inandım, çünkü onu ben de yazardım ;))

  3. HARİKA BİR YORUMLAMA OLMUŞ GERÇEKTEN SAMİMİYETİN VE SAMİMİYETİ ARAYIŞIN İNSANIN İÇİNİ YUMUŞATIYOR. COK DATLIŞ Bİ ANLATIM OLMUŞ.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir