Bir Kaynananın Gizli Defteri

Hangisi daha zor?

Bebek büyütmek mi, çocuk büyütmek mi?

Veya durun, konuya öyle dan diye girilmez. Birer birer inceleyelim önce.

***

Hamilelik, lohusalık, emzirme çabası, süt kaygısı vs bahsetmeyeceğim bile. Böyle bir nebze ele avuca gelmiş halini anlatacağım ”bebek büyütmek” denen olayın.

Her şeyden önce, söz konusu şahsın hiçbir kişisel ihtiyacını gideremiyor oluşu sebebiyle, bedensel gücün sınırlarını zorlamak manasına geliyor bu durum. Sonsuz bir sorumluluk gibi. Üzerine bir de uykusuzluk, dinmeyen ağlama sesine maruz kalma gibi tatlı minik durumlar eklenince, o psikoloji bir süre sonra oluyor mu sana Lerzan Mutlu? 

Önüne gelene çemkirmemek işten bile değil çünkü!

***

Deniz çocuğum, (durun önce ‘Allah canını sağ etsin’ diyeyim de kimse beni kınamasın) doğduğu ilk günden itibaren az uyuyan ve çok ağlayan bir BİREY. Yenidoğan döneminde bile, ihtiyacı olduğu gibi günde 20 saat falan uyumadı. Zinhar.

Yalnız ben o dönem acayip bir şekilde dünyamızın en romantik insanıydım. Bilmem, belki havadaki aşk kokusundandır. Yani cidden çok zor gelmiyordu bu durum bana. Hatta ağlarken görünen küçük diline methiyeler düzüyordum. Ve aylarca aynen böyle seyretti durumlar. Sabaha kadar uyumuyor, ayağımda salıyorum, sallarken kitap okuyorum, uykusuzum ama sonsuz bir huzurun içindeyim.

Benim gibi kendinden buldumcuk anaya yapılır mı bu be? Sonunda tepem attı tabii.

Çünkü analığın eşsiz huzuru stoklarla sınırlıymış. Her şeyin bir kotası var veya. Kota değilse bile, adil kullanım diye bir şey var. El insaf!

Bir kere benim tamamen başka beklentiler içinde bir çocuğum daha var. Koskoca ev var, kocişko var, ütüşkolar birikti, dışardan yemek söyleye söyleye yedi yüz kilo oldum, ayrıca lutfederseniz hâlâ uykuya ihtiyaç duyan bir canlı türüyüm!

Böylelikle başka bir döneme girdik yani. Deniz dalgalanmalara doyamazken, bir dönem devrilip düştüm hatta. Ciddi zorladı, cidden ciddi zorladı bu kez bebek büyütme işi.

Gelgelelim geçenlerde iki yaşına girdi Deniz. Kendini epey kurtardı diyeyim de öyle olsun. Toplamda 4 dişi kaldı çıkması gereken meselâ. Ne garip. Resmen bu da büyüyor.



Bitse de gitsek diye beklediğin bir süreci yavaş yavaş atlatıyor olmanın o saçma, o anlamsız iç yakıcılığı var ya… Anne olmanın en tutarsız yanı o işte!

‘Benim derdim sorumluluklarımla değil, sadece her şey biraz daha sakinleşsin” derken, bir yandan hayat akıyor ya… Yani evet, bence iç yakıcı.



Gelelim çocuk büyütme işine!

4 yaşından sonra artık, bebek büyütmekten çocuk büyütmeye terfi ediyorsunuz. Yani kabaca 4 yaş.

3 de olabilir, 6 da…

O kolik bebeğiniz artık tüm öğünlerini kendisi yiyebiliyor, tuvalet ihtiyacını yardımsız halledebiliyor, işte ne bileyim sabaha kadar deliksiz uyuyor, söylediğiniz her şeyi anlıyor, kısa bir süre de olsa beklemeyi biliyor vs.

Yükünüz, pardon sorumluluklarınız, o ilk döneme nazaran ciddi manada azalmış. Epeyce hafiflemişsiniz, çok çok keyifli bir dönem. Çok özlenesi bir annelik formu. Çünkü sonra bu büyüme işini abartıyorlar. Yani şey, şimdiden bile.

Küçük çocukluktan büyük çocukluğa geçişin eşiğinde benimki mesela, 8 yaşına girdi girecek, az kaldı.

Allah’ım çok acayip. Her şeyi anladığı yetmiyormuş gibi, bir de fikri var, yorumu var. Evet kesinlikle kendini ifade etsin, mesele bu değil; çok şaşırtıcı yani. Doğruları, yanlışları, olmazsa olmazları, tabuları falan bile var. Kendine ait bir çerçeve örüyor hızla. Günden güne şekil alıyor.

Ve eğer doğruluk timsali bir Seda Sayan değilsen, hümanistlikten öleyazan bir Gülben Ergen değilsen, ömrünü bilime adamış bir Nihat Doğan veya karizması kendinden önde giden bir İzzet Yıldızhan değilsen; onun yanında cidden hizaya gelmen gerekiyor. Evet en başından beri modelsin; fakat şu an anında reaksiyon aldığın için, model olma durumu daha şeffaf bir hâl alıyor.

Kimsenin gıyabında konuşamıyorsun meselâ o varken. Ben zaten zinhar, kimsenin gıyabında konuşmam, delirmeyin. Ama pislik biriysen bile konuşamıyorsun işte. Resmen dan diye ayna oluyor. Olmasa da sen utanıyorsun zaten. Çünkü artık tüm jest ve mimiklere, neredeyse tüm şifrelere, mecazlara falan hakim. Anlıyor ve korkunç derecede unutmuyor!

Sen yapman gereken bir işi -kaba tabirle- sallıyorsan, o da sallamaya çalışıyor. Kötü alışkanlıklarını eleştirmeye başlıyor. Laf aramızda, toplum içinde bazen fena pot kırıyor.

Öncesinde tutarlı bir anne olmak çok daha kolaydı benim için. Fakat şu an, bazen bayar derecede ısrar ediyor ve ”ööğğğfff tamam” şeklinde hatalar yapıyorum.

”Tamamsa baştan tamam, hayırsa her koşulda hayır” şeklinde çizdiğim ve senelerce beslediğim analık karizmamlan oynuyor çocuğum. Bilmiyorum, belki ikinci çocuk faktöründen sebep dağılan dikkatimi kullanıyordur. Neyse tamam kabul ediyorum, eski tutarlı Ceylan zaten yok hanım arkadaşlar. Ne uzatıyorsam ben de?!

Aslında fena olmadı ama bazen eski halime erişmek istemiyor değilim. Veya erişsem de belki bu dönem o tutumu püskürten bir dönemdir.

Bilemiyorum. Kafalarım karışık kafalarım.

***

Hülasâ görünen o ki,

Başta bedensel çaba gerektiren bu iş, zamanla manevi çaba istiyor.

Hangisi daha zor kısmı ise, kişiye göre değişir.

Evet daha bismillah. Evet bunun daha ön ergenliği var, ergenliği var. Üniversiteliliği, yetişkinliği, kızın birine aşık olup anayı manayı unutmaklar, yazıklar olsun oğlumluklar, oha yalıda düğün mü istiyormuş, babasının evinde görmüş mü acaba, südümü helal etmemlikler var. Yani inşallah yoktur o kadarı; ama var da var… Yaşayıp göreceğiz Allah ömür verdikçe.

Dönem neyi gerektiriyorsa altında ezilmeden en makul şekliyle yapmak nasip olur, dilerim. Sorumluluklarımdan, payıma düşenden yana şikayetim yok.

Ama oğlum, bak sen safsın, o kızın gözü göze benzemiyor. Burnu da azcık kemerli.

SONUÇ: Kızım öpsene kaynananın elini!

***

11 thoughts on “Bir Kaynananın Gizli Defteri

  1. Yaa yine birceylan konuşmuş. Öyle için sızlarken bıyık altından kıhkıhlayarak okudum. Çok özelsiniz 😊😊

  2. Harika yazıyorsunuz . O kadar akıcı ve içten bir uslubunuz var ki… maşallah . Allah her daim muvaffak etsin .😊

  3. 21 yaşında sıfır sorumluluk ve bekarlığımla tek nefeste okuyorum. Tek kelimeyle mükemmel.

  4. Dışarı çıkmak için hazırlanıyordum; bir bakayim dun gece ceylan sanki birseyler yazacağını hissettirdi dedim. Baktım yazı blogda demissin! Hazırlanmayi bıraktım. Yazını okudum. Çok yaşa! Kalemin hep var olsun. Birini hiç gormeden de sevebiliyormus insan😊😊 sevgiyle kal 😙😙😙

  5. Biri 4 yaşında bir çocuk diğeri bir yaşında bir bebe sahibi anne olarak cevap veriyorum; çocuk büyütmek daha zor kesinlikle zor hakikaten zor😣 tutarlılık falan kalmıyor ilerisini düşünemiyorum bile

  6. 7 yaşındaki oğlumun yüzünden hiç istemeyerek de olsa sigarayı bıraktım 🙄 Çünkü sürekli “anne hasta olacaksın ” “hani söz vermiştin bir daha içmeyektin ” gibi baskılara maruz kaldım ve çocuğumun gözünde olan güvenilirliğimi kaybetmemek için bıraktım 😏 Gerçekten büyüdükçe bizim aynamız oluyorlar velhasıl analıq çok zor bacım yada bu zamanda çok zor ya da bu kadar zorlaştıran bizleriz 😔

  7. Kesinlikle çocuk büyütmek. Kurban olurum bebekliklerine.
    Ne demiş atalarımız : Büyüdükçe dertleri büyüyor.

  8. bunu sana bir kamyon dolusu insan demistir de, ben de obir kere daha diyeyim. Kitap yaz Ceylan, senaryo yaz, sit-com yaz. Gulse Birsel den daha cok tutulursun. okudukca okuyasi geliyor insanin seni, kitap olsa tadindan yenmez Ceylaan. :))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir